

Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin

Geçen hafta uzun süredir görüşemediğim yakın bir arkadaşımla buluştum ve sohbet sırasında terapiye başladığını öğrendim. Bu benim için şaşırtıcıydı, çünkü yıllardır ona terapiye gitmesini öneren bendim ve o, tüm ısrarlarıma rağmen “Terapiye inanmıyorum” diyerek bunu hep reddediyordu. Bu kez kararını neyin değiştirdiğini sorduğumda, ilişkisinin bittiğini söyledi. Başta buna anlam veremedim. Hayatında çok daha büyük zorluklarla mücadele etmiş birinin ayrılık nedeniyle terapiye başlaması bana daha da ilginç geldi. Konuştukça bunun aslında ayrılıkla ilgili olmadığını söyledi. Onu terapiye götüren şey, ilişkinin ona kendisiyle, seçimleriyle ve ilişki kurma biçimiyle ilgili fark ettirdikleriydi. Konuyu mercek altına almaya karar verince ve ayrılık sonrası kendileriyle ilgili keşfettikleri nedeniyle terapiye başlayan 25-30 yaş arasındaki gençlerle konuştum. Gençlerin kimi bu süreçte sağlıksız davranışları yıllarca nasıl normalleştirdiğini fark ettiğini, kimiyse ilk kez kendini daha güçlü ve daha iyi tanıyan biri gibi hissettiğini anlattı. Görünen o ki bazı ayrılıklar yalnızca ilişkinin sonu değil, insanın kendini yeniden tanıma yolculuğunun da başlangıcı oluyor.
25-30 yaş arasındaki gençlerle konuştuk
‘Bir şeyleri düzeltmek zorunda hissediyordum’
I.K. (25), yüksek lisans öğrencisi
İlişki boyunca sürekli bir şeyleri düzeltmeye çalışan taraf bendim. En küçük konular bile büyüyüp tartışmaya dönüşüyordu ve çoğu zaman haksız olmadığım halde kendimi açıklamak ya da bir şeyleri düzeltmek zorunda hissediyordum. Aynı arkadaş çevresinde olduğumuz için yaşadığımız sorunları kimseye yansıtmadan taşımaya çalışmak da beni psikolojik olarak çok yıprattı. Zamanla yaşadığım stres fiziksel sağlığımı da etkilemeye başladı. İlişki içerisinde kendime itiraf edemediğim ve tamamen benden kaynaklı sorunları ancak ilişkim bittikten sonra terapide itiraf edebildim. Hâlâ yoğun bir terapi sürecindeyim.
‘Tanıdık bir hissin tetikleyicisiydi…’
Y.B. (27), oyuncu
İlişkimin ardından terapiye başladım çünkü yaşadığım duyguların sadece ilişkiye ait olmadığını fark etmiştim. Yaklaşık iki yıl süren ilişkide kendimi sürekli değersiz ve önemsiz hissediyordum. Sonrasında aynı hissin başka ilişkilerime yansıdığını görünce bunun daha köklü bir duygudan kaynaklandığını anladım. Terapi sürecinde de bu ilişkinin aslında tanıdık bir hissin tetikleyicisi olduğunu keşfettim. Farkında olmadan bana nasıl hissettireceğini bildiğim bir ilişkiyi seçtiğimi gördüm. Terapi, sadece yaşadığım ilişkiyi değil, kendimle ilgili fark etmediğim kalıpları ve neden aynı döngülerin içine girdiğimi anlamamı sağladı.
‘Nasıl değiştirebileceğimi anlamak istedim’
Başak T. (28), öğretmen
Son ilişkim bana en çok kendimi ne kadar ihmal edebileceğimi gösterdi. Sürekli kendimi sorguladım, acaba ben mi yanlış yapıyorum diye düşündüm. İlişki bittikten sonra kendime olan güvenimin azaldığını, sınırlarımı koruyamadığımı ve sağlıksız davranışları normalleştirdiğimi gördüm. En çok da buna üzüldüm. Çünkü bunları hak etmediğimi biliyordum ama yine de o ilişkinin içinde kalmaya devam etmiştim. Terapiye başlama kararımı şekillendiren şey, neden ilişkide bu kadar kaldığımı, neden kendimi bu kadar geri plana attığımı ve bunu nasıl değiştirebileceğimi anlamak istememdi.
‘Sınırlarımı çizmeyi öğretti’
Gizem Ö. (24), işsiz
İlişkimden sonra terapiye başlama kararı aldım çünkü ilk kez kendimi sorgulamaya başlamıştım. Yaptığım her şey, aldığım her karar eleştiriliyordu. Zamanla eleştirilmemek için kendimden taviz vermeye, istenildiği gibi davranmaya başladım. Terapi sürecinde yaşadıklarımın bende bıraktığı etkileri ve bunun beni nasıl değiştirdiğini fark ettim. Sorunun tamamen bende olmadığını görmek önemli bir kırılma noktasıydı. Elbette benim de çözmem gereken sorunlarım var ama artık bunlarla baş edebildiğimi hissediyorum. Terapi bana en çok kendi sınırlarımı çizmeyi ve gerektiğinde ‘hayır’ diyebilmeyi öğretti.
‘Amacım payıma düşen sorumluluğu anlamaktı’
M.G. (27), beyaz yaka çalışan
İlişkim sırasında partnerimle birbirimizi anlayamadığımızı, duyulmadığımı hissediyordum. Daha önce terapi aldığım için sorunlarımı büyük ölçüde çözdüğümü düşünüyordum. Meselenin bende değil, ilişki içinde ortak bir yol bulabilmekte olduğunu savunuyordum. İlişki bittikten sonra başta yaşadıklarımızın güzel taraflarını hatırlamaya meyilliydim. Zaman geçtikçe, bana söylenenleri ve yaşananları yeniden düşünmeye başladım. O zaman, başkasıyla sağlıklı bağ kurma konusunda çözmem gereken meseleler olduğunu fark ettim. Kendi bağlanma biçimimi, kaçıngan ve kaygılı taraflarımı ilk kez o süreçte gördüm. Asıl korkum, aynı hataları gelecekteki ilişkilerimde de tekrarlamaktı. Hatta bir gün baba olduğumda bunu çocuğuma da yansıtabilme ihtimali beni düşündürdü. Bu yüzden terapiye başladım. İlk günden itibaren amacım kendi payıma düşen sorumluluğu anlamak ve bir daha sevdiğim bir insana aynı şekilde zarar vermemekti. Terapi sonunda geçmiş ilişkimle barışabildiğimi hissettim.

Başlayıp devam ettiremeyen de var….
‘İçimde kaçma dürtüsü oluştu’
Z. H. (26), mimar
Kolay bağ kurabilen ya da kendini kolay açabilen biri değilim. Ancak son ilişkimde her şey çok farklı gelişti. Kendimi beklemediğim kadar hızlı ve derin bağlanırken buldum. İlişkinin hiç bitmeyeceğine emindim. Bu yüzden bittiğinde yaşadığım hayal kırıklığı da çok büyük oldu. Kendimi dipte hissettiğim bir anda hayatıma girip bana çok iyi gelen kişinin bir anda hayatımdan çıkması yeniden aynı boşluğa düşmek gibi hissettirdi. Tek başıma halledemediğimi fark ettiğim noktada terapiye başladım. Ancak terapiye devam edemedim. Terapistim, ilişkilerimde benzer paternleri tekrarladığımı ve bunun sebebini bilinçdışı odaklı yöntemlerle birlikte bulabileceğimizi söyledi. O andan sonra terapi bir yük gibi hissettirmeye başladı ve içimde kaçma dürtüsü oluştu. Artık ayrılıkla değil de daha büyük bir şeyle uğraşmam gerektiğini fark ettim ve kendimle yüzleşmeye cesaret edemedim.

‘Kendimi yeniden tanımaya başladım’
Ela T. (25), tasarımcı
Beş yıllık ilişkim bittikten sonra terapiye başladım. Çünkü ilişkinin başındaki kadınla sonundaki kadın aynı değildi. Kendimle ilgili sevdiğim ve sevmediğim birçok özelliği de kaybettiğimi hissettim. Hayatın devam ettiğini biliyordum ama kim olduğumu, nasıl bir hayat istediğimi ve ilişki olmadan nasıl biri olduğumu yeniden keşfetmeye ihtiyacım vardı. Asıl sorguladığım şey, doğru sandığım sevgi ve aşk tanımının gerçekten sağlıklı olup olmadığıydı. Terapi sayesinde yas sürecimi sağlıklı şekilde yaşayarak kendimi yeniden tanımaya başladım. İhtiyaçlarımı, hak ettiğim sevgiyi ve illişki dışında kim olduğumu keşfettim. Benim için terapi, ayrılığın acısını dindirmekten çok, aynı döngüleri tekrar etmemek ve profesyonel bir rehber eşliğinde kendimi yeniden keşfetmemi sağlamak demekti.
