Dervişoğlu: Güvenlik ve Huzur Arasında Denge Önemli

 

Haber Dervişoğlu: Güvenlik ve Huzur Arasında Denge Önemli Dervişoğlu: Güvenlik ve Huzur Arasında Denge Önemli Haber Mehmet Karaman 28 Mart 2026 comments off İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Anadolu coğrafyasında yaşamak iddiamız baki olduğu müddetçe farklı bir yerde olmayacağız. Bu noktada, güvenlik ihtiyacı da hep daim olacaktır. Ancak, anlayışımızın temelinde, özgürlüğü güvenliğe; güvenliği refaha, refahı ise adalet veya huzura tercih etmek gibi bir anlayış yoktur. Devlet anlayışında denge, devletin gücünde ve toplumsal meşruiyette istikrarı sağlayacaktır” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti Siyaset Akademisi’nin açılış dersini gerçekleştirdi. Dervişoğlu, Ukrayna, Gazze ve İran’da yaşananlar karşısında karamsarlığın çare olmadığını söyleyerek, “Biz de karamsar değiliz. Buna, ‘Değişimler hız kazandı’ da diyebiliriz. Ama gel gelelim, ne bu hızlı değişimlere arkasından bakmak yeterlidir, ne de bu tespit bize kafi gelecektir. Bir dönem evrensel norm olarak kabul görmüş birçok ilke, göz göre göre itibarsız hale getirilmektedir. Uluslararası hukuk, kolayca göz ardı edilmektedir. Küresel ticaret, koruma duvarlarıyla sınırlandırılmaktadır. Böyle bir atmosferde, doğal olarak güvenlik kaygıları yükselmektedir. Çatışma alanlarının en uzağında olduğu varsayılan devletler bile, askeri harcamalarını artırmaktadır. Diplomatik kural ve teamüller, yok sayılmaktadır. Böylece yaşanan tüm gerilimler kolayca tırmanmakta, sıcak çatışmaları önlemek ve sınırlamak daha da zorlaşmaktadır. Etrafımızdaki örnekler de bunu göstermektedir” diye konuştu. ‘DEĞİŞEN KONJONKTÜRE UYGUN HAREKET ETMELİYİZ’ Dervişoğlu, “Başta terör olmak üzere, kitlesel göç, dijital manipülasyon, çevre ve iklim sorunları, artık yalnızca belli bölgeleri değil, bütün coğrafyaları etkilemektedir. Tehditlerin kimi, ne zaman tesiri altına alacağı belirsizdir. Tehlikenin kimin kapısını ne zaman çalacağını öngörmek neredeyse imkansızdır. Ve haliyle sosyal ve ekonomik güvencelerden yoksun kalan kitleler, kendilerini bu tehditlere karşı korumak için, çareyi yeniden devlet kapasitesinde, toplumsal dayanışmada ve milli egemenlik zemininde aramaktadırlar. Bugün ABD’de Trump’ın iktidara gelmesiyle yaşanan budur. İtalya’da, Macaristan’da yaşanan budur. İngiltere ve Almanya’da alternatif sağ partilerin yükselişi bununla ilgilidir. Avrupa’nın diğer ülkelerinde ise yükselen milliyetçi ve muhafazakar partiler iktidara gelemeseler bile, hükumetleri ulus devlet çizgisinde siyaset izlemeye mecbur bırakmışlardır. Örnek verdiğim şey, elbette bu iktidarların mevcut ve olası düşmanca politikaları değildir. Milletlerin ve fertlerin ortak talepleridir. Biz de, Türkiye olarak değişen bu konjonktüre uygun hareket etmeliyiz. Reelpolitik anlayışın yeniden yükseldiği bu dünyada, duygusallığa, ideolojik takıntılara, hayalperestliğe, kimlikçiliğe, hamasete, romantik heveslere, değerli yalnızlıklara, derinlikli fantezilere yer yoktur. İktidarlardan beklenen fayda-maliyet analizini doğru yapmaları ve kendi dar eğilimlerinin rasyonel karar alma süreçlerini etkilemesine izin vermemeleridir” ifadelerini kullandı. ‘MİLLİYETÇİLİĞİ DIŞARIDA BIRAKMAK BEYHUDEDİR’ Dervişoğlu, “Ne var ki, güvenliğin öncelendiği bu süreçte, güçlü ve rasyonel hükumetlere ihtiyaç arttıkça bu hükumetlerin ellerindeki gücü olabildiğince hoyratça ve partizanca kullanma ihtimalleri de artar. Güvenlik kaygılarının öne çıkması, kaos ve belirsizlik duygusu toplumları hem korkutur, hem de hükümetlerin propagandasına açık hale getirir. Hükümetler güvenlik gerekçelerinin arkasına sığınarak rahatlıkla denge ve denetim mekanizmasını bertaraf edebilir, toplumun güvenlik ihtiyaçlarını istismar edebilirler. Böyle bir zamanda, kutuplaşma daha da artar ve artırılır. İstikrara en çok muhtaç olan dış siyaset, iç siyasetin malzemesine dönüşür.

Author: Hasan Akın